Yeşilırmak'ın hayat verdiği, Harşena Dağı'nın koruduğu Amasya, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini nehrin iki yakasında gururla taşır. Bu şehir, sadece bir coğrafya değil, adeta açık hava müzesidir.
Amasya'nın silüetini oluşturan en çarpıcı detay, Yeşilırmak Nehri'nin kuzey yakasındaki Harşena Dağı'na oyulmuş Pontus Kral Mezarları'dır. Helenistik dönemde, M.Ö. 3. yüzyılda Pontus kralları için kayalara devasa nişler halinde yapılmıştır. Gece aydınlatmalarıyla masalsı bir görünüme bürünen bu mezarlar, şehrin antik çağdaki gücünü yansıtır.
Mezarların hemen üzerinde yükselen **Amasya Kalesi (Harşena Kalesi)**, Bizans, Pontus ve Osmanlı dönemlerinde kullanılmış, şehri yüzyıllar boyunca korumuştur. Kale, hem tarihi önemi hem de sunduğu panoramik Amasya manzarasıyla ziyaretçilerin ilk durağıdır.
Amasya'nın en meşhur ve fotojenik kısmı, ırmak kıyısında inci gibi dizilmiş olan **Yalıboyu Evleri**'dir. Geleneksel Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini temsil eden bu evler, dar sokakları ve ahşap cumbalarıyla dikkat çeker. Genellikle zemin katları taştan, üst katları ise ahşap karkas ve kerpiç dolgudan inşa edilmiştir.
Bugün çoğu restore edilerek butik otel, kafe veya restoran olarak hizmet veren bu yapılar, ziyaretçilere hem otantik bir konaklama hem de Yeşilırmak'ın huzurlu manzarası eşliğinde dinlenme imkanı sunar. Nehir üzerinde yapılan küçük tekne turları, evlerin bu benzersiz mimarisini sudan seyretme fırsatı verir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde bir "Şehzade Sancağı" olan Amasya, birçok padişahı yetiştirmiştir. Bu nedenle şehirde pek çok görkemli cami ve külliye bulunmaktadır. **II. Bayezid Külliyesi**, dönemin ihtişamını yansıtan en önemli yapılardan biridir.
Amasya'yı kültürel açıdan öne çıkaran bir diğer önemli nokta, **Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi**'dir. Fatih Sultan Mehmet döneminin ünlü cerrahı Sabuncuoğlu Şerefeddin'in yaşadığı bu yapı, Orta Çağ İslam tıbbının önemli eserlerini ve cerrahi aletlerini sergileyerek tıp tarihine ışık tutar.
**Amasya Müzesi** ise Hititlerden Osmanlı'ya kadar uzanan geniş bir yelpazede eserlere, özellikle de Mumyalar Salonu'ndaki İlhanlı döneminden kalma mumyalara ev sahipliği yapar.
Amasya, sadece tarihiyle değil, aynı zamanda coğrafi işaretli ürünleri ve zengin mutfağıyla da ünlüdür. Şehrin simgesi haline gelen, aroması ve dayanıklılığıyla bilinen **Amasya Misket Elması**, dünyanın en kaliteli elma çeşitlerinden biri olarak kabul edilir.
Yöresel mutfakta denemeniz gereken lezzetler şunlardır:
Amasya'yı ziyaret etmek, tarihte bir yolculuğa çıkmak, doğanın kucağında dinlenmek ve lezzetli tatlar keşfetmek demektir. Hemen planınızı yapın ve bu eşsiz şehri keşfedin!